Ahmet GÜZEL
WRS İmperium, Yönetici, Sorumlu Ortak
ÖZET
Uluslararası karayolu taşımacılığı sektörünün lojistik merkezlerinden biri olan Gaziantep’te mukim şirketlerin, yurt dışına yük taşıyan Türk lojistik firmalarına yine tamamen yurt dışında verdikleri yol yardımı, çekici, yedek parça tedariki ve onarım hizmetlerinin vergisel boyutu özellik arz etmektedir. Bu makalede, söz konusu hizmetlerin ifası amacıyla yurt dışından fatura karşılığı satın alınan ve Türkiye’ye fiziki girişi olmayan malzeme/hizmetlerin kurum kazancının tespitinde gider yazılıp yazılamayacağı ile lojistik firmasına düzenlenen hizmet faturasında KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı, güncel idari görüşler (özelgeler) ve yasal mevzuat çerçevesinde analiz edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Yol Yardımı, Safi Kurum Kazancı, KDV’nin Konusu, Hizmetten Yararlanma, Tevsik Edici Belge.
I.GİRİŞ
Uluslararası taşımacılık faaliyetinde bulunan Türk lojistik firmalarının tır ve nakliye araçları, yurt dışı seyirleri esnasında arıza, kaza veya teknik aksaklıklarla karşılaşabilmektedir. Türkiye’de mukim bazı aracı şirketler, bu mağduriyetleri gidermek adına doğrudan veya yurt dışındaki yerel çözüm ortakları (servis, tamirhane, çekici firmaları) aracılığıyla yol yardımı ve teknik destek hizmeti sunmaktadır.
Operasyonun doğası gereği, hizmetin ifasında kullanılan yedek parça, lastik ve donanımlar yurt dışından tedarik edilmekte, doğrudan yabancı ülkede araca uygulanmakta ve dolayısıyla Türkiye’ye fiziki olarak hiç giriş yapmamaktadır. Bu durum, hem yurt dışından alınan faturaların kayıtlara intikalinde hem de Türkiye’deki lojistik firmasına kesilecek faturanın katma değer vergisi karşısındaki durumunda tereddütlere yol açmaktadır.
II.KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6.maddesinde, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40.maddesinde yer alan giderler matrahtan indirilebilmektedir.
GVK’nın 40.maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca, ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilmesi mümkündür. Bir giderin bu kapsamda değerlendirilebilmesi için;
- Yapılan harcama ile kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması,
- Harcamanın işin mahiyetine uygun ve iş hacmi ile mütenasip olması,
- Harcamanın keyfi olmaması ve münhasıran işin yürütülmesi için yapılması zorunludur.
Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) 227.maddesi gereğince, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsik edilmesi (belgelenmesi) mecburidir. Söz konusu yurt dışı harcamalarının, VUK hükümleri uyarınca o ülke mevzuatına göre geçerli fatura, credit note veya benzeri tevsik edici belgelere dayanması gerekmektedir.
Buna göre; mükellefler tarafından yurt dışında verilen yol yardım hizmetini yerine getirebilmek amacıyla yurt dışı firmalardan satın alınan yedek parça, lastik, ekipman ve çekici hizmet bedellerinin; Türkiye’ye fiziki girişi olmasa dahi, kazancın elde edilmesiyle doğrudan illiyet bağı taşıması ve geçerli belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, KVK Madde 8 ve GVK Madde 40.maddeleri uyarınca kurum kazancının tespitinde gider veya maliyet olarak dikkate alınması yasal olarak mümkündür.
III. KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun vergilendirme rejiminde “Mülkilik (Yerellik)” ilkesi geçerlidir. Bir işlemin Türk KDV’sine tabi olabilmesi için o işlemin Türkiye’de yapılması gerekir.
Kanunun 6.maddesinin (b) bendine göre, işlemlerin Türkiye’de yapılması; hizmetin Türkiye’de yapılmasını veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasını ifade etmektedir.
Konuya ilişkin usul ve esasların belirlendiği 60 Sıra No.lu KDV Sirkülerinin “1.1.1. Yurt Dışındaki İşlemler” bölümünde;
“KDV Kanununun 1 ve 6.maddelerine göre, yurt dışında gerçekleşen mal teslimleri ile yurt dışında ifa edilip yine yurt dışında yararlanılan hizmetler KDV’nin konusuna girmemektedir. Türkiye’de yapılmayan işlemin bedeli üzerinden KDV hesaplanması veya böyle bir işlemin Kanundaki herhangi bir istisna hükmü ile ilişkilendirilmesi söz konusu değildir.”
açıklaması yer almaktadır.
Aynı sirkülerde, Türkiye’de mukim bir firmanın yurt dışında yaptığı bakım, onarım ve montaj gibi hizmetlerin KDV’ye tabi olmadığı net bir şekilde örneklendirilmiştir.
Buna göre, Türk lojistik firmalarının araçlarına yurt dışında verilen yol yardımı, tamir ve çekici hizmetlerinde vergilendirmeyi belirleyen iki temel unsur mevcuttur:
III.1.Hizmetin İfa Yeri
Yol yardımı, tamir, parça değişimi ve teknik destek faaliyetlerinin tamamı fiilen Türkiye sınırları dışında (yurt dışında) icra edilmektedir.
III.2.Hizmetten Yararlanma Yeri
Söz konusu hizmetten, lojistik firmasının yurt dışındaki taşımacılık operasyonu esnasında, yine tamamen yabancı ülke sınırları içinde faydalanılmaktadır. Dolayısıyla hizmetin tüketim yeri yurt dışıdır.
Hizmetin İfası (Yurt Dışı + Faydalanma (Yurt Dışı) —— KDV’nin Konusuna Girmeyen İşlem
III.4.KDV İadesi Uygulaması Karşısındaki Durumu
KDV Sirkülerinin “8.1.1.1.” bölümünde açıklandığı üzere, verginin konusuna girmeyen (vergiye tabi olmayan) bu teslim ve hizmetler nedeniyle Türkiye’de yüklenilen vergiler (eğer varsa) indirim konusu yapılamamaktadır. Bu işlemler KDV’nin konusuna girmediğinden, ihracat veya transit taşımacılık istisnası gibi herhangi bir istisna kapsamında değerlendirilerek KDV iadesi talep edilmesi de mümkün değildir.
IV.SONUÇ VE GENEL DEĞERLENDİRME
Türkiye’de mukim şirketlerin yurt dışındaki Türk lojistik araçlarına sunduğu yol yardımı operasyonları, vergi kanunlarımızın temel felsefesi olan “mülkilik” ve “safi kazanç” ilkeleri doğrultusunda şu şekilde neticeye bağlanmalıdır:
- Kurumlar Vergisi Yönünden: Yurt dışındaki çözüm ortaklarından veya tedarikçilerden alınan yedek parça, malzeme ve çekici hizmetlerine ilişkin harcamalar, işin hacmiyle mütenasip olmak ve yabancı ülke mevzuatına uygun belgelerle tevsik edilmek kaydıyla, emtianın Türkiye’ye fiziki girişi olmasa bile gider veya maliyet olarak dikkate alınabilir.
- KDV Yönünden: Hizmet fiilen yurt dışında ifa edildiğinden ve hizmetten yurt dışında yararlanıldığından, 3065 sayılı Kanunun 1 ve 6.maddeleri uyarınca KDV’nin konusuna girmemektedir.
Dolayısıyla, Türkiye’deki mükellefe düzenlenecek hizmet faturasında KDV hesaplanmayacaktır. İşlem bir “istisna” değil, “konuya girmeme” durumu olduğundan, bu işleme ilişkin Türkiye’de doğrudan yüklenilen bir KDV varsa, bu verginin indirim veya iade konusu yapılması mümkün olmayıp, doğrudan gider/maliyet unsuru olarak kaydedilmesi gerekmektedir.
Yeminli Mali Müşavirlik, Bağımsız Denetim, KDV İadesi İstanbul, Ankara, Gaziantep, Kahramanmaraş, Konya, Mersin